
Hayatta bazı şeyler bizim kontrolümüz dışında gelişir.
İnsanların davranışlarını, geçmişte yaşananları ya da her sonucun nasıl şekilleneceğini belirleyemeyiz.
Ama bütün bunların içinde hâlâ bize ait olan önemli bir alan vardır:
KENDİMİZE NASIL BAKTIĞIMIZ
Bu, kendimizi her koşulda rahatlatmak ya da hatalarımızı görmezden gelmek anlamına gelmez.
Bazen insanın kendine dürüstçe bakması gerekir.
“Burada benim payım neydi?”
“Neyi daha iyi yapabilirdim?”
“Hangi davranışımı değiştirmem gerekiyor?”
Bu sorular her zaman rahatlatıcı değildir.
Ama gelişim çoğu zaman tam da bu dürüstlükle başlar.
Kendine Şefkat, Kendini Sürekli Haklı Çıkarmak Değildir
Kendine şefkat göstermek; her davranışı mazur görmek, sorumluluktan kaçmak ya da “Ben böyleyim” diyerek değişimi reddetmek değildir.
İnsan kendine düşman olmadan da kendi hatalarıyla yüzleşebilir.
Sağlıklı öz eleştiri kişiyi küçültmez; geliştirir.
Sorun, bir davranışı değerlendirmek yerine bütün kişiliğimizi yargılamaya başladığımızda ortaya çıkar.
“Burada yanlış yaptım.” demek başka bir şeydir.
“Ben zaten beceriksizim.” demek başka.
İlki insana neyi değiştirmesi gerektiğini gösterir.
İkincisi ise çoğu zaman hareket alanını daraltır.
Farkındalık Biraz da Sorumluluk Alabilmektir
Bazen yaşadığımız sorunlarda dış koşulların gerçekten büyük payı vardır.
Ama bazen de değiştirmemiz gereken taraf bizizdir.
Daha açık konuşmamız, sınır koymamız, daha disiplinli olmamız, bir alışkanlığımızı bırakmamız ya da uzun süredir ertelediğimiz bir konuda harekete geçmemiz gerekebilir.
Farkındalık yalnızca:
“Ben ne hissediyorum?”
diye sormak değildir.
Bazen şu soruyu da sorabilmektir:
“Bu durumda benim değiştirmem gereken ne var?”
Bu soru suçluluk üretmek için değil; kendi hayatımızdaki payımızı ve gücümüzü yeniden görebilmek için önemlidir.
Her Şeyi Kontrol Edemezsin, Ama Tamamen Çaresiz de Değilsin
Hayatın her alanında söz sahibi değiliz.
Ama bu, hiçbir etkimizin olmadığı anlamına da gelmez.
Başkalarının tavrını değiştiremeyebiliriz; ama verdiğimiz karşılığı değiştirebiliriz.
Geçmişte yaptığımız hataları silemeyiz; ama onlardan ne öğreneceğimizi seçebiliriz.
Bir sonuç istediğimiz gibi olmayabilir; ama bir sonraki adımımız üzerinde söz sahibi olabiliriz.
Belki de olgunluk, her şeyi kontrol etmeye çalışmakla her şeyi kadere bırakmak arasındaki dengeyi bulabilmektir.
Kendine Ne Fazla Sert Ne de Fazla Hoşgörülü Bak
İnsan kendisini gerçekten tanımak istiyorsa iki şeye aynı anda ihtiyacı vardır:
ŞEFKATE VE DÜRÜSTLÜĞE
Şefkat olmadan dürüstlük acımasızlığa dönüşebilir.
Dürüstlük olmadan şefkat ise insanın kendini kandırmasına.
Bazen kendimize şunu söyleyebilmeliyiz:
“Evet, burada hata yaptım. Bunu kabul ediyorum.”
Ve hemen ardından:
“Bu hata benim bütün değerimi belirlemiyor. Ama bana değiştirmem gereken bir şeyi gösteriyor.”
Belki de kendine bakışını değiştirmek tam olarak budur.
Kendini ne sürekli savunmak ne de sürekli suçlamak…
Güçlü yanlarınla, eksiklerinle, hatalarınla ve gelişme ihtimalinle birlikte kendini olduğu gibi görebilmek.
Çünkü gerçek değişim, kendimizi olduğumuzdan daha iyi göstererek değil; kendimize dürüstçe bakıp, gerektiğinde değişme cesareti göstererek başlar.
Bu format web sitesinde çok daha güçlü durur; özellikle ara başlıklar, kalın vurgu cümleleri ve kısa alıntı blokları metni çok daha okunabilir yapar.

